BBVA’dan Türkiye Analizi: Jeopolitik Riskler ve Daralan Politika Alanı Büyümeyi Sınırlandırıyor
Küresel finans dünyasının önde gelen kurumlarından BBVA Research, Türkiye ekonomisine yönelik orta vadeli projeksiyonlarını güncelledi. Kurum, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimlerin ekonomik aktivite üzerindeki baskılarını gerekçe göstererek, Türkiye’nin 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 4’ten yüzde 3’e düşürdü. Bu aşağı yönlü revizyon, küresel risk iştahındaki bozulmanın ve bölgesel istikrarsızlığın gelişmekte olan piyasalar üzerindeki doğrudan etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Jeopolitik Baskılar ve Dış Dengedeki Daralma
BBVA analistleri, özellikle yılın ikinci çeyreğinde ekonomik büyümenin zayıf bir seyir izleyebileceğine işaret ediyor. Bölgesel çatışmaların lojistik hatları, enerji maliyetlerini ve ticaret ortaklarının taleplerini baskılaması, Türkiye gibi dış finansmana hassas ekonomilerde büyüme ivmesini yavaşlatıyor. Raporda vurgulanan en kritik unsurlardan biri ise dış dengedeki bozulma oldu. Cari açık ve dış finansman ihtiyacındaki kırılganlıklar, ekonomi yönetiminin para ve maliye politikalarında esneklik kazanmasını zorlaştırıyor.
Bu durum, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının ne kadar süre daha sürdürülebileceği sorusunu akıllara getiriyor. Dış dengedeki bozulmanın devam etmesi halinde, Merkez Bankası’nın faiz indirim süreçlerinde ve likidite yönetiminde hareket alanının oldukça sınırlanabileceği öngörülüyor. Dolayısıyla, iç talebin soğutulması hedeflenirken dış talebin de jeopolitik risklerle daralması, Türkiye ekonomisini “büyüme-enflasyon” kıskacında daha hassas bir patikaya sürükleyebilir.
Orta vadede sürdürülebilir bir büyüme patikasına dönülmesi, yalnızca içsel makroekonomik sıkılaşma adımlarına değil, aynı zamanda dışsal şoklara karşı dayanıklılığı artıracak yapısal reformlara da bağlı görünüyor. BBVA’nın bu revizyonu, küresel sermaye akışlarının yön değiştirdiği bir dönemde, Türkiye’nin risk primini düşürmesinin ve rezerv kalitesini artırmasının hayati önemde olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki süreçte, jeopolitik risklerin seyrinin yanı sıra iç talep ile dış dengenin nasıl bir dengede buluşacağı, büyüme performansının yönünü belirleyen temel faktörler olacaktır.
