Emtia

Türkiye’nin Ham Çelik Üretiminde Güçlü Yükseliş: Küresel Korumacılık Kıskacında Sanayinin Yol Haritası

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) tarafından açıklanan mayıs ayı verileri, Türkiye’nin ham çelik üretiminde kayda değer bir ivmelenmeye işaret ediyor. Yıllık bazda yüzde 8,9 oranında bir artışla 3,4 milyon tona ulaşan üretim hacmi, sanayi sektörünün dinamizmini koruma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ancak bu büyüme performansı, küresel ticaret arenasındaki derinleşen yapısal sorunlar ve korumacılık rüzgarlarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha karmaşık bir makroekonomik tabloyu ortaya koyuyor.

Sanayi Performansı ve Kapasite Kullanım Dinamikleri

Ham çelik üretimindeki bu artış, özellikle inşaat, otomotiv ve beyaz eşya gibi ana imalat sektörlerinin girdi talebini karşılama noktasında yerli üreticilerin operasyonel kapasitelerini artırdığına işaret ediyor. Küresel ölçekte yüksek enerji maliyetleri ve ham madde tedarik zincirlerindeki dalgalanmalara rağmen gerçekleşen bu büyüme, Türk çelik sektörünün dayanıklılık testinden başarıyla geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, üretimin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturması için iç talep dengesinin yanı sıra ihracat pazarlarındaki rekabetçiliğin de korunması gerektiği öngörülüyor.

Küresel Ticaret Savaşları ve Korumacı Politikaların Gölgesi

TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan’ın açıklamaları, sektörün karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birine, yani “küresel korumacılık eğilimlerine” odaklanıyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve ABD’nin uyguladığı tarife dışı engeller, Türk çelik ihracatçısının manevra alanını daraltabilir. Yayan’ın vurguladığı “haksız ithalatın önlenmesi” ve “yerli üretimin desteklenmesi” talebi, Türkiye’nin acilen proaktif dış ticaret politikaları geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu durum, ithal girdi bağımlılığını azaltacak ve yerli üreticiyi haksız damping uygulamalarına karşı koruyacak yasal mekanizmaların devreye alınmasını zorunlu kılabilir.

Çelik sektörü, doğası gereği makroekonomik büyümenin öncü göstergelerinden biridir. Türkiye’nin mayıs ayında sergilediği üretim artışı olumlu bir sinyal olsa da, küresel pazarlardaki korumacı bariyerler ve haksız rekabet koşulları, bu kazanımların kalıcılığını tehdit edebilir. Önümüzdeki süreçte, sanayi politikalarının yeşil dönüşümle entegre edilmesi ve yerli sanayiyi koruyucu dış ticaret önlemlerinin optimize edilmesi, Türkiye’nin küresel çelik değer zincirindeki konumunu belirleyen temel unsur olacaktır.

Kaynak