Makro Ekonomi

Cenevre’de Üçlü Zirve: Çalışma Hayatında Sosyal Diyalog ve Makroekonomik Dengeler

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, işçi, işveren ve memur konfederasyonlarının temsilcileriyle İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) süreçleri kapsamında gerçekleşen bu temaslar, Türkiye’nin küresel standartlara uyum sağlama ve iç pazardaki sosyal diyalog mekanizmalarını güçlendirme çabalarının kritik bir halkası olarak değerlendirilebilir.

Sosyal Uzlaşı ve Enflasyonist Baskılar Altında İş Gücü Piyasası

Türkiye ekonomisinin dezenflasyon süreci ve sıkı para politikası patikasında ilerlediği bu hassas dönemde, çalışma hayatının aktörleri arasındaki uyum makroekonomik istikrar için hayati bir önem taşıyor. Cenevre’deki bu zirve, sadece diplomatik bir temsilin ötesinde, önümüzdeki dönemin ücret politikaları, istihdam teşvikleri ve iş gücü piyasasının yapısal reformları gibi kritik başlıklarında tarafların ortak zemin arayışına işaret ediyor.

Olası senaryolar incelendiğinde, işçi ve işveren taraflarının asgari müştereklerde buluşması, ekonomik geçiş döneminin sosyal maliyetlerini asgariye indirebilir. Enflasyon beklentilerinin çıpalanması sürecinde, ücret artışlarının verimlilik odaklı bir rasyonele oturtulması öngörülüyor. Aksi takdirde, sendikal beklentiler ile işverenlerin küresel rekabetçilik kaygıları arasındaki makasın açılması, istihdam piyasasında durağanlık riskini beraberinde getirebilir.

Dijitalleşme ve Yeşil Dönüşüm Kıskacında Yeni Nesil İstihdam

Küresel ekonominin içinden geçtiği ikiz dönüşüm (dijital ve yeşil dönüşüm), Cenevre’deki istişarelerin de yapısal arka planını oluşturuyor. Türk sanayisinin özellikle Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu sürdürebilmesi için iş gücünün niteliksel olarak dönüştürülmesi gerekiyor. Bakanlık ve sosyal paydaşların bu zirvede, yeni nesil esnek çalışma modelleri ve adil geçiş (just transition) stratejileri üzerine odaklanmış olması kuvvetle muhtemel görünüyor.

Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği, toplumsal refahın adil paylaşımı ve üretkenliğin artırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Cenevre’de sergilenen üçlü diyalog tablosu, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü korurken çalışan haklarını gözeten dengeli bir sosyal model inşa etme niyetini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte bu diyalog ikliminin somut yasal düzenlemelere nasıl yansıyacağı, makroekonomik dengelerin istikrarı açısından belirleyici olacaktır.

Kaynak