KKM’de Çözülme Süreci: Likidite Tercihlerinde Türk Lirası Ağırlığı Artıyor
Ekonomi yönetiminin para politikasında başlattığı sadeleşme adımları ve Türk Lirası’nı özendirme stratejisi, Kur Korumalı Mevduat (KKM) rakamlarında somut bir şekilde yankılanmaya devam ediyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından paylaşılan son verilere göre, KKM hesapları 33 milyon TL’lik bir gerileme kaydederek 1,53 trilyon TL seviyesine çekildi. Bu durum, piyasa oyuncularının döviz bazlı koruma mekanizmalarından kademeli olarak uzaklaştığına işaret ediyor.
Makroekonomik Dengeler ve Portföy Rotasyonu
Söz konusu düşüş, nominal bazda önceki dönemlere göre daha sınırlı kalsa da KKM’den çıkış eğiliminin istikrarını koruması açısından kritik önem taşıyor. Özellikle TL mevduat faizlerinin sunduğu getiri potansiyeli ve döviz kurlarındaki görece stabil seyir, yatırımcıların risk algısını standart TL mevduat lehine değiştirmeye devam ettiği şeklinde yorumlanabilir. Bu tablo, Merkez Bankası’nın bilançosundaki kur riskini minimize etme hedefine hizmet ederken, finansal piyasalardaki normalleşme sürecinin de bir parçası olarak görülüyor.
Önümüzdeki dönemde, KKM hacmindeki erimenin hızı, reel faiz oranlarının seyri ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme ile doğrudan korelasyon gösterebilir. Likidite yönetiminin etkinliği ve piyasadaki TL likidite fazlasının sterilize edilmesi, bu geçişin finansal istikrarı bozmadan tamamlanması noktasında belirleyici bir unsur olacaktır. Mevcut veriler, ekonomi yönetiminin “yumuşak iniş” stratejisiyle uyumlu bir tasfiye sürecinin işletildiğini öngörüyor.
KKM’den standart mevduata geçişin hız kazanması, bankacılık sektörünün fonlama yapısını daha öngörülebilir bir zemine taşıyabilir. Ancak bu süreçte döviz talebinin kontrol altında tutulması ve yerli yatırımcının TL’ye olan güveninin pekiştirilmesi, makroekonomik istikrarın sürdürülebilirliği açısından temel değişkenler olmayı sürdürecektir.
